6 Aralık 2014 Cumartesi

instagram günlüğü




Son zamanlarda içip yediklerimin arkası kesilmez.1 haftalık instagram günlüğü :)

















23 Kasım 2014 Pazar

Yaz dostum...



Yaz dostummm güzel sevmeyene adam denir mi ?

Ne zaman yazmaya kalksam içimdeki Sylvia,Tezer ya da Nilgün konuşacak diye bir hışımla bırakıyorum elimden kalemi.

Çünkü biliyorum belki başka bir zamanda, belki de bir rüyada el verdiler dimağıma.

Hislerimin, düşüncelerimin bütünleştiği bu nadide yazarlardan tamamen kopmam imkansız.Elimden geldiğince ket vuruyorum dilime, düşüncelerime ki sussunlar...

Bu yaptığım ne kadar doğru gerçekten bilmiyorum.

Durmadam kahve falları bakıyorum kendime oysa Türk kahvesini içmesini sevmem bile.

Hayat zaman içinde değiştiriyor insanı işte.Kah öyle kah böyle.
 

20 Kasım 2014 Perşembe

Kasımpatı aşkı başkadır...






Merhaba;

Konuşmayalı, dertleşmeyeli ne çok oldu değil mi ? Belki de artık kış geldiğine göre daha çok yazmalı daha çok şey paylaşmalı.İntihar planları yerini yaşama stratejilerine bırakmalı.

Bugünlerde işte ben böyle bir hal içindeyim.Aslında derin keder içindeyim :)

İş bulamadım, sevgili desen o da yoook.

Ama bende hayal çoook :)


Bi şarkı da gelsin mi en güzelinden...











28 Ağustos 2014 Perşembe

öylesine







Gidiyorum hep de bildiğim yerlere. Başka nereye gidilir bilmiyorum ki ben.

vardığımda içimdeki benle karşılaşıyorum yine.İyi de biz zaten hiç ayrılmıyoruz ki birbirimizden.

hayatı yaşamamak üzerine oluşmuş olan inadım devam ediyor. Plan yok,gelecek yok.

sadece şimdi.

Onu da nasıl geçirdiğimin zerre önemi yok.Yalnız olayım yeter.

Kafamdan bazı zamanlar milyonlarca şey geçiyor.

Hiçbirini yapmadan yalpalıyorum.

Sonum nerede biter bilmiyorum...





17 Temmuz 2014 Perşembe

içim, içimden çıkarken...




O, en uç noktaya geliyorsun aslında biliyor musun ? Bıçağı eline alıyorsun boğazına dayıyorsun ucunu, sonra iç ses sesleniyor "onu yaşamadan mı gideceksin?"

Kimi Allah'ın cezası demek bile gelmiyor içinden...

Herkes kendi messihinı beklermiş.Kimi için peygamber, kimi için erkek, kimi için kadın, kimi için bir bebek.

Ben ise artık kabul ediyorum onu beklediğimi.

Masallara inanıyor, filmler ile kandırıyorum kendimi.Bekliyorum...Göz rengini bile tahmin edemediğim sevdiğimi.

Bir erkeğin aşkımı gözlerimi açacak yeni doğmuş bir bebeğin ki gibi dünyaya.Tanrı'ya duyduklarım başaramadığında.Bilmiyorum.Gerçekten bilmiyorum...

Her döndüğüm köşe başında ona rastlamayı beklerken gelir mi sanıyorsun hayatıma...Bunca insan, bunca insanı beklerken hatta.

Keşke kadın-erkek olgusu olmasaydı.Aslında "ihtiyaç" olmasaydı kadın-erkek olgusundan başka.

Aşka duyulan ihtiyaç.Sonuçta hem cinslerde birbirinden hoşlanabiliyor, günden güne güncellenen dünyada.

İyi değilim.Geçen yılları düşündükçe birbirilerine olan benzerliklerini hayal ettikçe daha bir çıldırasım geliyor.

Kendimi fazlasıyla, fazla hissediyorum.Yok olsam, hatta hiç olmasam herşey daha güzel olacak gibi.

Henüz intihar etmedim ama çok yakın sanki.

Ben gitmeye bu kez gerçekten niyetlendim.

Tek korkum başarısızlık.

Bir haftalığına evden uzaklaşacağım, yalnız başıma kalabileceğim bir yere gideceğim.

Bu zaman zarfında gerçekten ne olur bilmiyorum.Bende o göt yok biliyorum ama.Bir an geliyor ben, ben olmaktan çıkıyorum.İşte öyle bir anda kendime zarar verebilmem olası.

İyileşemiyorum.Ruhumu iyileştiremiyorum.Bunlar yetmezmiş gibi kardeşim evlenme derdine düşmüş durumda.

Ailem benle bu konuda konuşmuyor bile.

Kendi aralarında planlar yapıyorlar.Ben bunları sonradan öğreniyorum.

Diyorum sana gidersem yemin ederim herkes için çok daha iyi bir hayat olacak.

Her gün ölümümü düşünmektense bir kere öleyim artık diyorum bir kere.

Klasik ergen günlüğü gibi yazmaya başladım biliyorum.

Önceden ilgi çekmek için yaptığımı sandığım herşey şimdi götümde patlıyor.

Ben gerçekten dengesiz sorunlu biriyim.

Bir yaptığım diğerini tutmuyor.

İnsanlar beni umursamıyor, en yakınlarım bile....

O kadar sevgisizim ki saatlerdir oyuncak bebeğime sarılarak ağlıyorum.

Ben kendime bu kadar acı çektirecek naptım hayata ?


21 Haziran 2014 Cumartesi

Say something, I'm giving up on you...



Duyulmayan çığlık dolu cümlelerin sahibesinden sana bir kez daha merhaba günlük;

Kendimi hiç ama hiç sevmiyorum.İnsanların arkasından konuşuyor, yüzlerine de haklarında aklımdan geçen ilk kelimeleri söylüyorum, kırılıp kırılmıyacaklarını hiç düşünmeden...


Neden arkadaş edinenmediğimi sen anla.İstemiyorum işte kimseyi...Zaten kimseninde istediği falan yok beni.

Yoruldum beklemekten ölümümü...Biliyorum sıkıldın sende en az benim kadar bu kelimeyi duymaktan...

Olmak istediğim insana dönüşmedikçe daha çok hırçınlaşıyor içime kapanıyorum.Olmamam için hiç bir engel yokken.Sadece hayallerimdeki mutluluklarla yetiniyor dünya üzerine gözümü bile değdirmiyorum.

İnsanları sevmedikçe aslında gerçekte onların beni sevmediğini anlıyorum.Daha önce sana bahsettim mi bilmiyorum karşı komşumuzun oğlunun depresyon hastası olduğundan, yaşadığı ataklardan falan...

O bile hayata geri tutundu biliyor musun ? Yaptığı onca şeyden sonra (tüm mahalleyi dahil ettiği sinir krizleri) hayata bir kez daha merhaba diyebildi.Onun için seviniyorum gerçekten.Depresyon böyle bişey işte en dibi görmeden çıkamıyorsun aydınlıklara.Belli ki benim ki depresyon falan değil.

Bu bir oluş.Bu bir karakter özelliği.Sıçtığımın dünyasında bir ben normal olamadım.Yazısız normlara uyamadım.

Eğer yazdığım son yazı bu olursa diye geçiyor aklımdan da pek bir boktan oldu son sözcüklerim.Özür yok,sevgi sözcükleri yok, pişmanlık yok.

Benden bişey kalmadı ki içimde giderken birşeyler söyleyebileyim.

En güzel şekilde yıkanmalı.Beyaz elbisemi dolaptan çıkarmalı.Evde kimsenin olmadığı çarşamba gününü hedef alınmalıyım.

Bilir misin ben çarşambaları sevmem aslında.

Çarşamba günü doğmuşum belki birazda ondan.Halbuki insan doğduğu günü sevmeli dimi ya...

Bana son sözlerini söyle dünya.Son bir rüya göster.Ceplerime sevap yerine mutluluk doldurup gideyim, gideceksem...

Son kez bişey söyle senden ayrılıyorum "dünya"...




 

10 Haziran 2014 Salı

Bırak beni dünya






Merhaba;

Biliyorum yazmayalı, içimdeki kara kaplı defteri açmayalı çok oldu.Bir yaş daha eskidim bir yaş daha aldım bu zamanda.Bir ay bir yıl kadar uzun geldi sanki bana.Bu süreçte yine yanıp sönme durumum vuku buldu.Bir anda parlayıp, yeniden karanlıklara dalmak tam benim işim gibi görünüyor, tanıdığım tüm canlılara artık.

Nedensiz bir hüzün halindeyim.Günlerdir ağlıyorum Tanrı'ya canımı alması için yalvarıyorum.Bir kaç saat önce de babanemin kalbini kırdım haklı bile olsam yapmamalıydım biliyorum.Şimdi Allah korusun ölüp gitse sittin sene vicdan azabından kurtulamam.Ne kadar berbat bir insanım.Allah belamı versin benim.

Nefret ediyorum kendimden de, herşeyden de...

Ben bu hayata,yaşananlara,yaşancak olanlara ayak uydurumadım.Uyduramıyorum, uyduramıyacağım da...

Çok mu zor çekip gitmek...

İntihar etmeye karar vermek.İnan ki yapasım var.İnan ki o bıçağı alıp karnımı delik deşik edesim var.Sana ne desem anlamsız bu konuda biliyorum.O yüzden ağzımı açmaya dahi utanıyorum.Başarısız bir kulum en nihayetinde.

Neden benimde diğer insanlar gibi basit isteklerim yok.Neden ben normal olmayı başaramıyorum.Neden içimden geldiği gibi davranıyor, dürüstlükte altın madalya almayı başkalarına bırakamıyorum.

İnan bana uğraşıyorum insan içine karışmaya, yeniden onlarla bir arada olmaya.Ama olmuyor işte yapamıyorum.Halamın dükkanda takıldım bir süre malum.Sırf annem babam evden çıkıyorum deyip mutlu olsunlar diye.Sonra tam bir zaman kaybı olduğuna karar verip vazgeçtim tırmalamaktan.Eski arkadaşlarımla bir araya geldim sonra.Çoluk çocuğa karıştıklarından anlattıkları muhabbetleri dinlemekten ıyyy geldi.Birde bana evlen baskısı yapmalarından.Yakın zamanda biriyle birlikte olmazsam ailemde dahil tüm insanlar lezbiyen olduğumu düşünmeye başlayacaklar.


Bitsin artık istiyorum.Level 2 ye geçmek istiyorum.Bu devir için fazla geri kafalıyım.Ben bu ülkenin,bu zamanın insanı değilim.

Bırak beni dünya...




11 Mayıs 2014 Pazar

geçip gidenlerden...


Yazmak istedim ama bir türlü yazamadım sana.Elim gitse, dilim gitmedi.Haliyle bu süre zarfında aklımdan milyonlarca düşünce yıldızlar gibi kayıp gitti.(aslında yıldızlar kaymazdı dimi)

Kendimi son 1 haftadır şımarmış hissediyorum.Dikkatini çekerim şımartılmamış :) Şaka bir yana sözde bu yıl doğum günü filan kutlamayacaktım.7 gün 7 gece kutlarcasına bokunu çıkardım.

27 bana neler getirecek ve benden neler götürecek bakalım.Aslında sadece beni götürse yeter...
Yine başladım biliyorum.Oyundan çıkmama karşı çıkan bir grup salağın yüzü gülüyor şimdi ardımdan...

 Yeniden yarışa katılmam nasılda hoşlarına gidiyor anlatamam.


Peki ben istiyor muyum yeniden aralarına katılmaya.Ne oldu birden bana.Yeniden takımın en aranılan gözde oyuncusu oldum.İçimdeki depresyon kızı topladı bavulu gitti.Bir nevi ayinle içimden şeytan çıkartıldı sanki.

Ama biliyorum bu illet Aids gibi.Bünyemin en zayıf anında, yeniden o sevimsiz yüzünü gösterecek, "işte ben geldim" diyecek.

İçimde bir yerlerde yapılar çöktüüü, kalıntılar temizlenmese de toprağın içinde gömüldü kaldı.Tıpkı yıllar sonra ortaya çıkan tarihi şehirler gibi.Biri gerçek "beni" kazıp çıkartabilir mi ?

Tüm güzelliğini toprağa kurban eden birini elinden tutmaya değer mi ?

Normal biriymiş gibi davranmak gerçekten zor.İki gün evvel balkonda oturmuş kırklı yaşlarında akıl hastası bir adam gördüm.Bana göre kulağa anlamsız gelen, ama ona göre içinde kimbilir neler barındıran kelimeler sarf ediyordu ardı sıra.

Durdum ve düşündüm onun suçu ne ? onun diğerlerinden farkı ne ? 

Belki de sadece 2 hücre atıldı dünyaya ve insan kendi yarattı herşeyi usunda.


Anneler günü değil mi ? Ben anne olmak istemiyorum ve hala inadına anlam veremediğimiz bunca acının varolduğu dünyaya gelmeyi istemediğini bildiğimiz halde millete işte ben üreyebiliyorum pozları vermek adına çocuk yapanlara deli oluyorum...

Yapmayın yazık günah aynı zamanda cinayet.Sırf anne olmak için değer mi bir cana kıymaya...



30 Nisan 2014 Çarşamba

İçimde benden kaç tane "ben" var acaba ?



Merhaba sevgili günlük;

Dün geceden sonra nasılım diye soracak mısın bilemem ama daha mı iyiyim ki.Şimdi neden evlilik ile bu kadar kafayı bozduğumu ve doktorlara olan zaafımı merak edersen anlatayım; çevrem de belirsiz üreyen bir baskı ve benim dışımda evlenmemiş arkadaşımın kalmaması üzerine bende evlilik adına gelişmiş "zorunluluk" hissi oluştu.

Yoksa zaten ben bir ilişkiyi yürütecek zatı muhterem değilim, değil evlilik.

Yalnızlıktan şikayetim var !

o ayrı, 

Doktor mevzusuna gelince, doktorlardan nefret ederim söz konusu sağlık olduğunda.Diğer açıdan bakacak olursam mesleki anlamda onları insandan saymıyorum.Onlar bunu unutsalar bile.Bu sebeple bana da belki de her kezban gibi çekici geliyor bu meslek grubuna ait erkekler.

Masal kahramanlarım hep doktor oluyor hayallerimde... :)

Uzun süredir Sylvia Plath'in Sırça Fanus'unu okumayı istiyordum ve bugün nihayet okumaya başladım.Ana karakterimizin sevgilisinin de tıp öğrencisi oluşu beni kalbimden vurdu.Nasıl da ironik değil mi ? :)

Sylvia benim ruh ikizim.Kitabı bitirdikten sonra intihar edersem sakın şaşırma.Yıllardır üstüne hayaller kurduğum intiharımı gerçekleştirmek belki de şimdilik bir ütopya.

Dünyanın bana yaşatacağı acıları düşündükçe, daha bir hızlı kaçasım var hayattan.Zaten dünya üzerinde tanıyıp, tanımadığım bunca acı çeken insan varken, benim mutlu olmam nasıl düşünülebilir ki ?

Bende böyle bir salağım işte.Herşey de konuşan egom, bencilliğim söz konusu acı çeken insanlar olunca,dili tutuluyor.

Nevrotik bir kişiliğim var aynı zamanda.Birşeyi istediğimde, tam zıttını da isteyebiliyorum.

Ben insan değilim, biliyorum.İnsan olsaydım onlar gibi olmaya çalışmaz, olurdum.

Ağzımda garip bir kahve tadı varken sana bunları kafamdan yazıyordum.Çoğu düşüncem ram bellekte kayboldu gitti tahdir edersin ki.

Hafızam artık hdd gibi çalışmıyor.Lisede elektronik dersi hocam söylemişti hatırlar mısın, "bu kızın beyni harddisk gibi çalışıyor" diye.Bak unutmamışım.Geçen gün gördüm adamı da hiç yaşlanmamış.Oysa ki ben bile yaşlandım.Haftaya dün; benim tamı tamına 27. yaşımı doldurduğum gün olacak.

Boşa geçen 27 yıl.

Tanrım bana bir can vermiş boşu boşuna , boşu boşuna...




28 Nisan 2014 Pazartesi

Kız kurusu



Gün gelicek ve benim gözümden kıskançlıktan yaş akacakmış duysam inanmazdım.Öncelikle bugün Osman'ın abidik bir sitede paylaştığı üstteki resmimle güne başladım sevgili günlük.

Gün boyunca dışarı çıkmak için bahane aradım.Takılıcak insan bulamadım.Yağmurun verdiği gaflet ile debelendim durdum.Kardeşimi kandıramadım beraber bişeler yapmak adına bla bla bla.

Yaklaşık 5 aydır tüm paylaşım siteleri ile bağımı koparmıştım ki uzun sürmedi bu durum.Facebook'ta ortaokuldan bir arkadaşı ekledim.Kız evlenmiş.Düşünebiliyor musun aynı gün aynı hastanede doğduğum kız EVLENMİŞ.

Hem de kocası doktor.Yemin ederim nasıl üzüldümmm nasıl üzüldümmm tarifi yok.Ya sen salak mısın diye soracaksın şimdi.Evet salağım bildiğin süzme salak işteee.

Ben neden yalnızım.Bana neden istediğim gibi biri denk gelmiyooor ?







uyanış





Naber bebek :)

Ben onca yılı nasıl boşuna harcadım be günlük 2011 Eylül'den bu yana yaptığım, yaşadığım, yaşattığım hiç birşeyi hatırlamıyorum.Gamze'yi özlüyorum 17 yıllık arkadaşımı.Beni o kadar ihmal etmeseydi, hor görmeseydi belki bende onu kırmazdım, parçalamazdım sözlerimle.

Hayatımı kaldığı yerden devam ettirmek istiyorum.Kaldığım yerden ayağa kalkmak istiyorum.Yüzümden izleri,saçımdan beyazları silmek istiyorum.

Affeder mi tüm kırdığım şahsiyetler beni ?

Affeder miyim bunca zaman hırpaladığım kendimi ?


27 Nisan 2014 Pazar

Duygu biraz da korku






Merhaba sevgili günlük;

Nasıl anlatsam, nereden başlasam...Üretramdan kan gelmeye devam ediyor.Şimdi ben doktora gidip amımdan kan geliyor nasıl diyeceğim diye düşünmüyor değilim.Ama inat mıyım gitmiyeceğim.Olay utanç değil olay korku.Ya bana kötü bişe derse korkusu.Çünkü biliyorum durum bu kez sistit değil.Kendime teşhiste koyarım icabında.

Allah'ım ne terimsel konuştum heee :) aman neyse işte canımcım benim kanal tedavisi durumum vardı ya geçen işte son aşama için dün dişçiye gittim (mevzu ağrı olunca akan sular durur doktor yolunda).

Doktor çenemden akan suları silince, dişimi daha iyi görebilmek için beni başımdan çevirince(baya baya başımı koluyla sardı herif), oturuş pozisyonumu ayarlamak için omzuma dokununca ağlayasım geldi.

Ne kadar uzun zaman olmuş bir erkeğin elime eli değmeyeli.Yanlış anlama doktora sulandığım ya da sapıkça düşündüğümden değil.

O kadar çok sevgi ve şefkate ihtiyacım varmış ki onu öğrendim.

Acıyorum kendime hee valla.

Yarın misafir ağırlayacağız kuzenlerimi ve veletlerini felan.Bir döktürdüm sorma.Gelecekteki hayalim evimin kadını, çocuklarımın anası olmak.

Hadi kal sağlıcakla...







23 Nisan 2014 Çarşamba

konuşmak





Aslında nereden başlayacağımı bilmeden sana yazıyorum sevgili günlük;

Bugün kendime sinir oldum mesela her zamandan biraz fazla oradan  mı girsem konuya.Ya da hemcinslerim ile aramda bulunan uçurum kadar farklardan mı dem vursam.Benim ezik mükemmelliyetçi ruhum geride kalmaya mahkumsun.Senin bu ya hep ya hiç tavrın yüzünden intiharın eşiğinde değil miyiz zaten.

Ölüm fikri her dakika aklımda benle birlikte uzayıp gidiyor.Gerçekten yapabilir miyim bilmiyorum ama Tanrı yapmazsa eğer bunu kim yapacak biliyorum.Korkuyorum hayattan, insanlardan...

Dünyanın bütün acılarını yaşayacakmışım hissi kaplıyor içimi.Mutlu olmadan ölmücem diyordum  ya hep buna da inanmıyorum artık.Aslında neden kabul edilmesi bu kadar güç bu etabı geçmek istiyorum hepsi bu.

Hayat güzel diyorlar ya ben en son ne zaman gerçekten yürekten mutlu olduğumu bilmiyorum mesela.Hiç bir sorunum yok.Beni bu çukura gömen sorunsuzluk mu dersin acaba ?

Sırf annem babam çaba gösteriyorum sansın diye halamın dükkanına hafta da 2 gün çalışmaya gidiyorum.Zamanındaki durumum ve konumum düşünülünce epey acınası haldeyim.

Para harcamak gelmiyor içimden ne kadar kazanmak istemiyorsam işte o kadar.Hiç bir erkek ilgimi cezbetmiyor çünkü ben çoktan karar vermişim o burda değil, beni aradığım benim beklediğim adam kaf dağının ardından koşup gelmeli bu kodlamışım bir kere.

 Yıllardır süre gelen böbrek ve idrar yolları iltihabım yeni bir boyut kazandı şimdi de.İdrarın ardından, kan geliyor mesanemden.Hangi siteye baktıysam ağrısız gelen kanın mesane ya da böbrek tümörü olduğunu okuyorum.Biliyorum internette yazan herşey doğru değil.Ama doktora gitmek istemiyorum.


Yıllar önce sevgilimden ve işimden ayrıldıktan sonra başlayan daha doğrusu daima içimde var olan bu depresyon türevi geçmek bilmiyor.O kadar ki geçen günlerde eski erkek arkadaşımla iletişim haline bile geçtim onu çok sevdiğimden mi asla ! sadece eski tandık birine içimde varolan kayıpları dillendirmek istedim.Ama fayda etmedi.Yaralarım merhem bulamadı.Her zaman bildiğim gibi beni bitiren ilişkim değildi ki yeniden düzeltsin,düzenlesin yüzeye çıkarsın ruhumu bedenimi...


Beni kurtaracak tek şey "aşk".İster sineğe, ister böceğe ama dediğim gibi kalbimin attığını hissetmedikçe yaşayan ölü olarak kalacağım aralarında...




17 Nisan 2014 Perşembe

part 2


Masallar, masallar...

Ah şu facebook ne beter birşey kardeşim.Belki benimde yaşantımdan paylaştıklarımdan rahatsızlık duyan oluyorduk elbette ama bende feci sinir oluyorum bazı arkadaş cinslerime...

Yerimde sayarken başkalarının koştuğunu görmek çok ama çok sıkıcııı.Şimdi diyeceksin "sende koş o zaman! " ne diyim böyle düşünürsen haklısın.Önünde sonunda aynı yere varmayacak mıyız hepimiz koşmamın ne faydası var.Hem elimdeki küfede ha elma olmuş ha portakal...

Siz istediğiniz kadar yük alın kardeşim.Ben hem eli boş, hem de yavaş yavaş geleceğim peşinizden...

Aman ne anlatıyorum ben.Her yıl geldi mi bahar ayları, inler gönlümün yayları...Kış bitti mi hayata dönüyorum bende işte.Ya da dönmüş gibi mi yapıyorum sence.Bir kızın bu hayatta tek istediği şey ölmekse orda bir durup düşünmek gerekiyor bence.

Dünya üzerinde yazılı olmayan kanunlara uymadığım sürece bu durum böyle sürüp gidecek benim içinde...




10 Nisan 2014 Perşembe

Giriş


Kenar mahallenin cam kenarında, dünyaya taktım ben deli adımla...Camda duran çiçeklerin arasında, dünyaya taktım ben deli adımla...

Merhaba ben Sıdıka :)

Yıllar yılı blog yazmış, kapatmış sonra yeniden yazmaya başlamış bir akıllı deliyim icabında.Maksadım takipçi toplamak hayatımı insanların gözüne gözüne sokmak değil.Aksine insanlardan kaçmak uzaklaşmak...

Bir blog yazma girişimine yeniden başlamış bulunmaktayım vesselam ne kadar sürer bilinmez ama benim yine kendimi birilerine anlatma isteği ile doldu içim.Dünyanın öbür ucunda da olsan sesime yankı olsun sesin...