21 Haziran 2014 Cumartesi

Say something, I'm giving up on you...



Duyulmayan çığlık dolu cümlelerin sahibesinden sana bir kez daha merhaba günlük;

Kendimi hiç ama hiç sevmiyorum.İnsanların arkasından konuşuyor, yüzlerine de haklarında aklımdan geçen ilk kelimeleri söylüyorum, kırılıp kırılmıyacaklarını hiç düşünmeden...


Neden arkadaş edinenmediğimi sen anla.İstemiyorum işte kimseyi...Zaten kimseninde istediği falan yok beni.

Yoruldum beklemekten ölümümü...Biliyorum sıkıldın sende en az benim kadar bu kelimeyi duymaktan...

Olmak istediğim insana dönüşmedikçe daha çok hırçınlaşıyor içime kapanıyorum.Olmamam için hiç bir engel yokken.Sadece hayallerimdeki mutluluklarla yetiniyor dünya üzerine gözümü bile değdirmiyorum.

İnsanları sevmedikçe aslında gerçekte onların beni sevmediğini anlıyorum.Daha önce sana bahsettim mi bilmiyorum karşı komşumuzun oğlunun depresyon hastası olduğundan, yaşadığı ataklardan falan...

O bile hayata geri tutundu biliyor musun ? Yaptığı onca şeyden sonra (tüm mahalleyi dahil ettiği sinir krizleri) hayata bir kez daha merhaba diyebildi.Onun için seviniyorum gerçekten.Depresyon böyle bişey işte en dibi görmeden çıkamıyorsun aydınlıklara.Belli ki benim ki depresyon falan değil.

Bu bir oluş.Bu bir karakter özelliği.Sıçtığımın dünyasında bir ben normal olamadım.Yazısız normlara uyamadım.

Eğer yazdığım son yazı bu olursa diye geçiyor aklımdan da pek bir boktan oldu son sözcüklerim.Özür yok,sevgi sözcükleri yok, pişmanlık yok.

Benden bişey kalmadı ki içimde giderken birşeyler söyleyebileyim.

En güzel şekilde yıkanmalı.Beyaz elbisemi dolaptan çıkarmalı.Evde kimsenin olmadığı çarşamba gününü hedef alınmalıyım.

Bilir misin ben çarşambaları sevmem aslında.

Çarşamba günü doğmuşum belki birazda ondan.Halbuki insan doğduğu günü sevmeli dimi ya...

Bana son sözlerini söyle dünya.Son bir rüya göster.Ceplerime sevap yerine mutluluk doldurup gideyim, gideceksem...

Son kez bişey söyle senden ayrılıyorum "dünya"...




 

10 Haziran 2014 Salı

Bırak beni dünya






Merhaba;

Biliyorum yazmayalı, içimdeki kara kaplı defteri açmayalı çok oldu.Bir yaş daha eskidim bir yaş daha aldım bu zamanda.Bir ay bir yıl kadar uzun geldi sanki bana.Bu süreçte yine yanıp sönme durumum vuku buldu.Bir anda parlayıp, yeniden karanlıklara dalmak tam benim işim gibi görünüyor, tanıdığım tüm canlılara artık.

Nedensiz bir hüzün halindeyim.Günlerdir ağlıyorum Tanrı'ya canımı alması için yalvarıyorum.Bir kaç saat önce de babanemin kalbini kırdım haklı bile olsam yapmamalıydım biliyorum.Şimdi Allah korusun ölüp gitse sittin sene vicdan azabından kurtulamam.Ne kadar berbat bir insanım.Allah belamı versin benim.

Nefret ediyorum kendimden de, herşeyden de...

Ben bu hayata,yaşananlara,yaşancak olanlara ayak uydurumadım.Uyduramıyorum, uyduramıyacağım da...

Çok mu zor çekip gitmek...

İntihar etmeye karar vermek.İnan ki yapasım var.İnan ki o bıçağı alıp karnımı delik deşik edesim var.Sana ne desem anlamsız bu konuda biliyorum.O yüzden ağzımı açmaya dahi utanıyorum.Başarısız bir kulum en nihayetinde.

Neden benimde diğer insanlar gibi basit isteklerim yok.Neden ben normal olmayı başaramıyorum.Neden içimden geldiği gibi davranıyor, dürüstlükte altın madalya almayı başkalarına bırakamıyorum.

İnan bana uğraşıyorum insan içine karışmaya, yeniden onlarla bir arada olmaya.Ama olmuyor işte yapamıyorum.Halamın dükkanda takıldım bir süre malum.Sırf annem babam evden çıkıyorum deyip mutlu olsunlar diye.Sonra tam bir zaman kaybı olduğuna karar verip vazgeçtim tırmalamaktan.Eski arkadaşlarımla bir araya geldim sonra.Çoluk çocuğa karıştıklarından anlattıkları muhabbetleri dinlemekten ıyyy geldi.Birde bana evlen baskısı yapmalarından.Yakın zamanda biriyle birlikte olmazsam ailemde dahil tüm insanlar lezbiyen olduğumu düşünmeye başlayacaklar.


Bitsin artık istiyorum.Level 2 ye geçmek istiyorum.Bu devir için fazla geri kafalıyım.Ben bu ülkenin,bu zamanın insanı değilim.

Bırak beni dünya...