30 Nisan 2014 Çarşamba

İçimde benden kaç tane "ben" var acaba ?



Merhaba sevgili günlük;

Dün geceden sonra nasılım diye soracak mısın bilemem ama daha mı iyiyim ki.Şimdi neden evlilik ile bu kadar kafayı bozduğumu ve doktorlara olan zaafımı merak edersen anlatayım; çevrem de belirsiz üreyen bir baskı ve benim dışımda evlenmemiş arkadaşımın kalmaması üzerine bende evlilik adına gelişmiş "zorunluluk" hissi oluştu.

Yoksa zaten ben bir ilişkiyi yürütecek zatı muhterem değilim, değil evlilik.

Yalnızlıktan şikayetim var !

o ayrı, 

Doktor mevzusuna gelince, doktorlardan nefret ederim söz konusu sağlık olduğunda.Diğer açıdan bakacak olursam mesleki anlamda onları insandan saymıyorum.Onlar bunu unutsalar bile.Bu sebeple bana da belki de her kezban gibi çekici geliyor bu meslek grubuna ait erkekler.

Masal kahramanlarım hep doktor oluyor hayallerimde... :)

Uzun süredir Sylvia Plath'in Sırça Fanus'unu okumayı istiyordum ve bugün nihayet okumaya başladım.Ana karakterimizin sevgilisinin de tıp öğrencisi oluşu beni kalbimden vurdu.Nasıl da ironik değil mi ? :)

Sylvia benim ruh ikizim.Kitabı bitirdikten sonra intihar edersem sakın şaşırma.Yıllardır üstüne hayaller kurduğum intiharımı gerçekleştirmek belki de şimdilik bir ütopya.

Dünyanın bana yaşatacağı acıları düşündükçe, daha bir hızlı kaçasım var hayattan.Zaten dünya üzerinde tanıyıp, tanımadığım bunca acı çeken insan varken, benim mutlu olmam nasıl düşünülebilir ki ?

Bende böyle bir salağım işte.Herşey de konuşan egom, bencilliğim söz konusu acı çeken insanlar olunca,dili tutuluyor.

Nevrotik bir kişiliğim var aynı zamanda.Birşeyi istediğimde, tam zıttını da isteyebiliyorum.

Ben insan değilim, biliyorum.İnsan olsaydım onlar gibi olmaya çalışmaz, olurdum.

Ağzımda garip bir kahve tadı varken sana bunları kafamdan yazıyordum.Çoğu düşüncem ram bellekte kayboldu gitti tahdir edersin ki.

Hafızam artık hdd gibi çalışmıyor.Lisede elektronik dersi hocam söylemişti hatırlar mısın, "bu kızın beyni harddisk gibi çalışıyor" diye.Bak unutmamışım.Geçen gün gördüm adamı da hiç yaşlanmamış.Oysa ki ben bile yaşlandım.Haftaya dün; benim tamı tamına 27. yaşımı doldurduğum gün olacak.

Boşa geçen 27 yıl.

Tanrım bana bir can vermiş boşu boşuna , boşu boşuna...




28 Nisan 2014 Pazartesi

Kız kurusu



Gün gelicek ve benim gözümden kıskançlıktan yaş akacakmış duysam inanmazdım.Öncelikle bugün Osman'ın abidik bir sitede paylaştığı üstteki resmimle güne başladım sevgili günlük.

Gün boyunca dışarı çıkmak için bahane aradım.Takılıcak insan bulamadım.Yağmurun verdiği gaflet ile debelendim durdum.Kardeşimi kandıramadım beraber bişeler yapmak adına bla bla bla.

Yaklaşık 5 aydır tüm paylaşım siteleri ile bağımı koparmıştım ki uzun sürmedi bu durum.Facebook'ta ortaokuldan bir arkadaşı ekledim.Kız evlenmiş.Düşünebiliyor musun aynı gün aynı hastanede doğduğum kız EVLENMİŞ.

Hem de kocası doktor.Yemin ederim nasıl üzüldümmm nasıl üzüldümmm tarifi yok.Ya sen salak mısın diye soracaksın şimdi.Evet salağım bildiğin süzme salak işteee.

Ben neden yalnızım.Bana neden istediğim gibi biri denk gelmiyooor ?







uyanış





Naber bebek :)

Ben onca yılı nasıl boşuna harcadım be günlük 2011 Eylül'den bu yana yaptığım, yaşadığım, yaşattığım hiç birşeyi hatırlamıyorum.Gamze'yi özlüyorum 17 yıllık arkadaşımı.Beni o kadar ihmal etmeseydi, hor görmeseydi belki bende onu kırmazdım, parçalamazdım sözlerimle.

Hayatımı kaldığı yerden devam ettirmek istiyorum.Kaldığım yerden ayağa kalkmak istiyorum.Yüzümden izleri,saçımdan beyazları silmek istiyorum.

Affeder mi tüm kırdığım şahsiyetler beni ?

Affeder miyim bunca zaman hırpaladığım kendimi ?


27 Nisan 2014 Pazar

Duygu biraz da korku






Merhaba sevgili günlük;

Nasıl anlatsam, nereden başlasam...Üretramdan kan gelmeye devam ediyor.Şimdi ben doktora gidip amımdan kan geliyor nasıl diyeceğim diye düşünmüyor değilim.Ama inat mıyım gitmiyeceğim.Olay utanç değil olay korku.Ya bana kötü bişe derse korkusu.Çünkü biliyorum durum bu kez sistit değil.Kendime teşhiste koyarım icabında.

Allah'ım ne terimsel konuştum heee :) aman neyse işte canımcım benim kanal tedavisi durumum vardı ya geçen işte son aşama için dün dişçiye gittim (mevzu ağrı olunca akan sular durur doktor yolunda).

Doktor çenemden akan suları silince, dişimi daha iyi görebilmek için beni başımdan çevirince(baya baya başımı koluyla sardı herif), oturuş pozisyonumu ayarlamak için omzuma dokununca ağlayasım geldi.

Ne kadar uzun zaman olmuş bir erkeğin elime eli değmeyeli.Yanlış anlama doktora sulandığım ya da sapıkça düşündüğümden değil.

O kadar çok sevgi ve şefkate ihtiyacım varmış ki onu öğrendim.

Acıyorum kendime hee valla.

Yarın misafir ağırlayacağız kuzenlerimi ve veletlerini felan.Bir döktürdüm sorma.Gelecekteki hayalim evimin kadını, çocuklarımın anası olmak.

Hadi kal sağlıcakla...







23 Nisan 2014 Çarşamba

konuşmak





Aslında nereden başlayacağımı bilmeden sana yazıyorum sevgili günlük;

Bugün kendime sinir oldum mesela her zamandan biraz fazla oradan  mı girsem konuya.Ya da hemcinslerim ile aramda bulunan uçurum kadar farklardan mı dem vursam.Benim ezik mükemmelliyetçi ruhum geride kalmaya mahkumsun.Senin bu ya hep ya hiç tavrın yüzünden intiharın eşiğinde değil miyiz zaten.

Ölüm fikri her dakika aklımda benle birlikte uzayıp gidiyor.Gerçekten yapabilir miyim bilmiyorum ama Tanrı yapmazsa eğer bunu kim yapacak biliyorum.Korkuyorum hayattan, insanlardan...

Dünyanın bütün acılarını yaşayacakmışım hissi kaplıyor içimi.Mutlu olmadan ölmücem diyordum  ya hep buna da inanmıyorum artık.Aslında neden kabul edilmesi bu kadar güç bu etabı geçmek istiyorum hepsi bu.

Hayat güzel diyorlar ya ben en son ne zaman gerçekten yürekten mutlu olduğumu bilmiyorum mesela.Hiç bir sorunum yok.Beni bu çukura gömen sorunsuzluk mu dersin acaba ?

Sırf annem babam çaba gösteriyorum sansın diye halamın dükkanına hafta da 2 gün çalışmaya gidiyorum.Zamanındaki durumum ve konumum düşünülünce epey acınası haldeyim.

Para harcamak gelmiyor içimden ne kadar kazanmak istemiyorsam işte o kadar.Hiç bir erkek ilgimi cezbetmiyor çünkü ben çoktan karar vermişim o burda değil, beni aradığım benim beklediğim adam kaf dağının ardından koşup gelmeli bu kodlamışım bir kere.

 Yıllardır süre gelen böbrek ve idrar yolları iltihabım yeni bir boyut kazandı şimdi de.İdrarın ardından, kan geliyor mesanemden.Hangi siteye baktıysam ağrısız gelen kanın mesane ya da böbrek tümörü olduğunu okuyorum.Biliyorum internette yazan herşey doğru değil.Ama doktora gitmek istemiyorum.


Yıllar önce sevgilimden ve işimden ayrıldıktan sonra başlayan daha doğrusu daima içimde var olan bu depresyon türevi geçmek bilmiyor.O kadar ki geçen günlerde eski erkek arkadaşımla iletişim haline bile geçtim onu çok sevdiğimden mi asla ! sadece eski tandık birine içimde varolan kayıpları dillendirmek istedim.Ama fayda etmedi.Yaralarım merhem bulamadı.Her zaman bildiğim gibi beni bitiren ilişkim değildi ki yeniden düzeltsin,düzenlesin yüzeye çıkarsın ruhumu bedenimi...


Beni kurtaracak tek şey "aşk".İster sineğe, ister böceğe ama dediğim gibi kalbimin attığını hissetmedikçe yaşayan ölü olarak kalacağım aralarında...




17 Nisan 2014 Perşembe

part 2


Masallar, masallar...

Ah şu facebook ne beter birşey kardeşim.Belki benimde yaşantımdan paylaştıklarımdan rahatsızlık duyan oluyorduk elbette ama bende feci sinir oluyorum bazı arkadaş cinslerime...

Yerimde sayarken başkalarının koştuğunu görmek çok ama çok sıkıcııı.Şimdi diyeceksin "sende koş o zaman! " ne diyim böyle düşünürsen haklısın.Önünde sonunda aynı yere varmayacak mıyız hepimiz koşmamın ne faydası var.Hem elimdeki küfede ha elma olmuş ha portakal...

Siz istediğiniz kadar yük alın kardeşim.Ben hem eli boş, hem de yavaş yavaş geleceğim peşinizden...

Aman ne anlatıyorum ben.Her yıl geldi mi bahar ayları, inler gönlümün yayları...Kış bitti mi hayata dönüyorum bende işte.Ya da dönmüş gibi mi yapıyorum sence.Bir kızın bu hayatta tek istediği şey ölmekse orda bir durup düşünmek gerekiyor bence.

Dünya üzerinde yazılı olmayan kanunlara uymadığım sürece bu durum böyle sürüp gidecek benim içinde...




10 Nisan 2014 Perşembe

Giriş


Kenar mahallenin cam kenarında, dünyaya taktım ben deli adımla...Camda duran çiçeklerin arasında, dünyaya taktım ben deli adımla...

Merhaba ben Sıdıka :)

Yıllar yılı blog yazmış, kapatmış sonra yeniden yazmaya başlamış bir akıllı deliyim icabında.Maksadım takipçi toplamak hayatımı insanların gözüne gözüne sokmak değil.Aksine insanlardan kaçmak uzaklaşmak...

Bir blog yazma girişimine yeniden başlamış bulunmaktayım vesselam ne kadar sürer bilinmez ama benim yine kendimi birilerine anlatma isteği ile doldu içim.Dünyanın öbür ucunda da olsan sesime yankı olsun sesin...