Küçücük bi şarkı bi anda bana blogumun varlığını hatırlattı. Ne çok oldu yazmayalı, kendimi sana anlatmayalı öyle değil mi?
En son ne yazdım anımsamıyorum bile. Bu süreçte kardeşim evlenme kararı aldı ve hayata geçirdi. Sözüydü nişanıydı derken düğünde geldi çattı. Bizim evin misafir kapasitesi yeterli olmayacağından babanemin evini de devreye soktuk. Ve bu bana iki kat temizlik yapmaya mal oldu, oluyor. Şu babanemin evini bi kere bile kendi etkinliklerim için temizleyemedim. Düğün sonrası güzel bi parti vermeli. Vermeli de kim gelir ki. Gördüğün gibi işte bende herşey tas tamam aynı. Ne bi eksik ne bi fazla.
Bi kaç is denemem oldu yarım günden fazla dayanamadım. Koca desen o taraklarda bezim yok. Ooof ot kadar faydam yok hayata. Kimin suçu elbette benimmmm. Diyorum sana değişmedim degismicemmm :(
umutsuz bir ev kadını
30 Haziran 2015 Salı
6 Aralık 2014 Cumartesi
23 Kasım 2014 Pazar
Yaz dostum...
Yaz dostummm güzel sevmeyene adam denir mi ?
Ne zaman yazmaya kalksam içimdeki Sylvia,Tezer ya da Nilgün konuşacak diye bir hışımla bırakıyorum elimden kalemi.
Çünkü biliyorum belki başka bir zamanda, belki de bir rüyada el verdiler dimağıma.
Hislerimin, düşüncelerimin bütünleştiği bu nadide yazarlardan tamamen kopmam imkansız.Elimden geldiğince ket vuruyorum dilime, düşüncelerime ki sussunlar...Bu yaptığım ne kadar doğru gerçekten bilmiyorum.
Durmadam kahve falları bakıyorum kendime oysa Türk kahvesini içmesini sevmem bile.
Hayat zaman içinde değiştiriyor insanı işte.Kah öyle kah böyle.
20 Kasım 2014 Perşembe
Kasımpatı aşkı başkadır...
Merhaba;
Konuşmayalı, dertleşmeyeli ne çok oldu değil mi ? Belki de artık kış geldiğine göre daha çok yazmalı daha çok şey paylaşmalı.İntihar planları yerini yaşama stratejilerine bırakmalı.
Bugünlerde işte ben böyle bir hal içindeyim.Aslında derin keder içindeyim :)
İş bulamadım, sevgili desen o da yoook.
Ama bende hayal çoook :)
Bi şarkı da gelsin mi en güzelinden...
28 Ağustos 2014 Perşembe
öylesine
Gidiyorum hep de bildiğim yerlere. Başka nereye gidilir bilmiyorum ki ben.
vardığımda içimdeki benle karşılaşıyorum yine.İyi de biz zaten hiç ayrılmıyoruz ki birbirimizden.
hayatı yaşamamak üzerine oluşmuş olan inadım devam ediyor. Plan yok,gelecek yok.
sadece şimdi.
Onu da nasıl geçirdiğimin zerre önemi yok.Yalnız olayım yeter.
Kafamdan bazı zamanlar milyonlarca şey geçiyor.
Hiçbirini yapmadan yalpalıyorum.
Sonum nerede biter bilmiyorum...
17 Temmuz 2014 Perşembe
içim, içimden çıkarken...
O, en uç noktaya geliyorsun aslında biliyor musun ? Bıçağı eline alıyorsun boğazına dayıyorsun ucunu, sonra iç ses sesleniyor "onu yaşamadan mı gideceksin?"
Kimi Allah'ın cezası demek bile gelmiyor içinden...
Herkes kendi messihinı beklermiş.Kimi için peygamber, kimi için erkek, kimi için kadın, kimi için bir bebek.
Ben ise artık kabul ediyorum onu beklediğimi.
Masallara inanıyor, filmler ile kandırıyorum kendimi.Bekliyorum...Göz rengini bile tahmin edemediğim sevdiğimi.
Bir erkeğin aşkımı gözlerimi açacak yeni doğmuş bir bebeğin ki gibi dünyaya.Tanrı'ya duyduklarım başaramadığında.Bilmiyorum.Gerçekten bilmiyorum...
Her döndüğüm köşe başında ona rastlamayı beklerken gelir mi sanıyorsun hayatıma...Bunca insan, bunca insanı beklerken hatta.
Keşke kadın-erkek olgusu olmasaydı.Aslında "ihtiyaç" olmasaydı kadın-erkek olgusundan başka.
Aşka duyulan ihtiyaç.Sonuçta hem cinslerde birbirinden hoşlanabiliyor, günden güne güncellenen dünyada.
İyi değilim.Geçen yılları düşündükçe birbirilerine olan benzerliklerini hayal ettikçe daha bir çıldırasım geliyor.
Kendimi fazlasıyla, fazla hissediyorum.Yok olsam, hatta hiç olmasam herşey daha güzel olacak gibi.
Henüz intihar etmedim ama çok yakın sanki.
Ben gitmeye bu kez gerçekten niyetlendim.
Tek korkum başarısızlık.
Bir haftalığına evden uzaklaşacağım, yalnız başıma kalabileceğim bir yere gideceğim.
Bu zaman zarfında gerçekten ne olur bilmiyorum.Bende o göt yok biliyorum ama.Bir an geliyor ben, ben olmaktan çıkıyorum.İşte öyle bir anda kendime zarar verebilmem olası.
İyileşemiyorum.Ruhumu iyileştiremiyorum.Bunlar yetmezmiş gibi kardeşim evlenme derdine düşmüş durumda.
Ailem benle bu konuda konuşmuyor bile.
Kendi aralarında planlar yapıyorlar.Ben bunları sonradan öğreniyorum.
Diyorum sana gidersem yemin ederim herkes için çok daha iyi bir hayat olacak.
Her gün ölümümü düşünmektense bir kere öleyim artık diyorum bir kere.
Klasik ergen günlüğü gibi yazmaya başladım biliyorum.
Önceden ilgi çekmek için yaptığımı sandığım herşey şimdi götümde patlıyor.
Ben gerçekten dengesiz sorunlu biriyim.
Bir yaptığım diğerini tutmuyor.
İnsanlar beni umursamıyor, en yakınlarım bile....
O kadar sevgisizim ki saatlerdir oyuncak bebeğime sarılarak ağlıyorum.
Ben kendime bu kadar acı çektirecek naptım hayata ?
21 Haziran 2014 Cumartesi
Say something, I'm giving up on you...
Duyulmayan çığlık dolu cümlelerin sahibesinden sana bir kez daha merhaba günlük;
Kendimi hiç ama hiç sevmiyorum.İnsanların arkasından konuşuyor, yüzlerine de haklarında aklımdan geçen ilk kelimeleri söylüyorum, kırılıp kırılmıyacaklarını hiç düşünmeden...
Neden arkadaş edinenmediğimi sen anla.İstemiyorum işte kimseyi...Zaten kimseninde istediği falan yok beni.
Yoruldum beklemekten ölümümü...Biliyorum sıkıldın sende en az benim kadar bu kelimeyi duymaktan...
Olmak istediğim insana dönüşmedikçe daha çok hırçınlaşıyor içime kapanıyorum.Olmamam için hiç bir engel yokken.Sadece hayallerimdeki mutluluklarla yetiniyor dünya üzerine gözümü bile değdirmiyorum.
İnsanları sevmedikçe aslında gerçekte onların beni sevmediğini anlıyorum.Daha önce sana bahsettim mi bilmiyorum karşı komşumuzun oğlunun depresyon hastası olduğundan, yaşadığı ataklardan falan...
O bile hayata geri tutundu biliyor musun ? Yaptığı onca şeyden sonra (tüm mahalleyi dahil ettiği sinir krizleri) hayata bir kez daha merhaba diyebildi.Onun için seviniyorum gerçekten.Depresyon böyle bişey işte en dibi görmeden çıkamıyorsun aydınlıklara.Belli ki benim ki depresyon falan değil.
Bu bir oluş.Bu bir karakter özelliği.Sıçtığımın dünyasında bir ben normal olamadım.Yazısız normlara uyamadım.
Eğer yazdığım son yazı bu olursa diye geçiyor aklımdan da pek bir boktan oldu son sözcüklerim.Özür yok,sevgi sözcükleri yok, pişmanlık yok.
Benden bişey kalmadı ki içimde giderken birşeyler söyleyebileyim.
En güzel şekilde yıkanmalı.Beyaz elbisemi dolaptan çıkarmalı.Evde kimsenin olmadığı çarşamba gününü hedef alınmalıyım.
Bilir misin ben çarşambaları sevmem aslında.
Çarşamba günü doğmuşum belki birazda ondan.Halbuki insan doğduğu günü sevmeli dimi ya...
Bana son sözlerini söyle dünya.Son bir rüya göster.Ceplerime sevap yerine mutluluk doldurup gideyim, gideceksem...
Son kez bişey söyle senden ayrılıyorum "dünya"...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)












